Gerçek bir yaşam öyküsü

Bugün sizlere çok özel bir kadının yaşam hikayesini, kendi sözleriyle paylaşmak istiyorum. Kendisi, deliklicinar.com sitesinde yazılarını paylaşan genç bir kadın, Gülten Türkkan.

Gözleri görmeyen bir kadının gerçek yaşam hikayesi bu. Çok mutlu bir çocukluk sonrası gözleri yavaş yavaş kapandıktan sonra yaşadıklarını çok yalın ve samimi duygularla paylaşmış. Bu genç kardeşimin hikayesini ilk kez okuduğumda gerçekten çok etkilendim ve etrafta mutsuz mutsuz gezen, ufacık şeyleri sorun eden gençlerin de feyz almaları için, hikayesini buradan da paylaşmak istedim.

bir kadın
Gerçek bir yaşam öyküsü

Kendim de engelli bir çocuk annesiyim ama oğlum çok şükür ki bağımsız yaşayabilecek bir konuma geldi. Engelli kardeşlerimiz, evlatlarımızın tamamı ne yazık ki aynı şansa sahip değiller. Ancak Gülten Hanım kendi azmi ve kararlığıyla, yaşama bir yerden dahil olabilmeyi başarmış. Onu bu gücünden dolayı tebrik ediyor ve bu genç hanımın hikayesinin, herkese bir umut ışığı olmasını umuyorum.

Sözü fazla uzatmadan şimdi Gülten Türkkan konuşsun…

mutlu aile
“Mutlu bir aileydik”

“4 ya da 5 yaşlarında tatlı, sevimli ve mutlu bir çocuktum. Mutlu bir ailem vardı. Tamda bu dönemde ailem benim her şeye yakından baktığımı fark ettiler. ‘Bana yakından bakma gözlerin bozulur’ diye uyarılar yapıyorlardı. Sonra ilkokula başladım. Acı gerçek o zaman iyice ortaya çıktı. Tahtayı göremiyordum. Deftere çok yakından bakıyor, yazı yazarken satırları kaydırıyordum. Ailem beni alıp doktora götürdü. Tabii ki ben çok küçük olduğum için tam olarak neyim olduğunu anlayamadım. Annem ağlıyordu, babam çok üzgündü. Arabayı güçlükle kullanıyordu.

camdan bakan bir kız çocuğu
“Tahtayı göremiyordum”

Daha sonra annem babam ve öğretmenim, bana yardımcı olmak için ellerinden geleni yaptılar. Babam defterleri alıp cetvelle ve tükenmez kalemle kalın, kalın çizdi. Bu yıllarca sabırla devam etti. Annem kitaptan konuları bana okurdu. Ben ona anlatırdım. Kitaptan takip ederdi. Öğretmenim örneğin bir matematik problemi çözeceğiz. Bir kağıda koyu renk kalemlerle büyükçe yazar ve anlatırdı. Onların yardımları ve benim çok çalışmamla birleşince onlara yetişmem hiç zor olmuyordu. Onlara derken gören arkadaşlarıma demek istedim. Hatta onlarla yarışır hale gelmiştim.

Sınıfta çocuklar öğretmeni dinliyor
“İlkokulu ve ortaokulu bitirdim”

İlkokul üçüncü sınıfa geldiğimde annem ve teyzem beni başka bir doktora götürdüler. Bu arada yazmadan geçemeyeceğim annem hangi doktoru duysa beni kaptığı gibi o doktora götürüyordu. Doktor beni muayene etti. Sorular sordu. Okulla ilgili sorulardı. Sonra anneme döndü. “Bu çocuğu körler okuluna verin. Çok zeki bir çocuk bu hastalıkta ilerleyen bir hastalık maalesef bir süre sonra tıkanır kalır. Yazık olur bu kıza” dedi. Annem beni aldı ve oradan çıktık.

Annem bana sarılıp ağladı. “Asla vermem kızımı ben onun gözü eli ayağı her şeyi olurum” diye uzunca bir süre ağladı. Yıllar geçti. İlkokul ve ortaokulu bitirdim. Çok başarılı bir öğrenciydim annemin ve babamın çabaları devam ediyordu, ortaokul öğretmenlerim de yardım ediyorlardı.

Kızına ders çalıştıran kadın
“Annemin ve babamın çabaları devam ediyordu”

“Çok zor bir yılı geride bıraktım”

Sonunda liseli olmuştum. Lise birinci sınıfta doktorun dediği çıktı. Çok zorlanıyordum öğretmenlerin bazıları da yardımcı olmuyordu. İşler kötü gitmeye başlamıştı. Sıkıntılı bir yılın sonunda haziran ayı geldi. Lise ikiye geçmiştim. Çok zor bir yılı geride bıraktım. Eylül ayı geldiğinde okula devam edemedim. Bu bende büyük bir travmaya neden oldu. Hayata küstüm. Kapılarımı dış dünyaya kapattım. Sadece ailem ve yakın çevrem dışında hiç kimselerle görüşmedim. Hukuk okumayı hayal ederken üniversite sınavına bile girememiştim. Çok zor zamanlardı. Sonra 2001 yılında en yakın arkadaşım, ablam, sırdaşım her şeyim olan annemi kaybettim. Bu da bana ikinci bir darbe oldu. Sonra baba kız yaşamaya başladık. Şimdide babama bağlanmıştım. Oda benim arkadaşım, babam, sırdaşım her şeyim olmuştu. Maalesef 2012 yılında onu da kaybettim.

evde genç bir kız camın önünde
“Sudan çıkmış balık gibiydim”

Artık tam anlamıyla sudan çıkmış balık gibiydim. Bir yıl kadar kardeşimle yaşadım. Onun yanında rahat edemedim, mutsuz oldum. Sonra bir tesadüf oldu. Görme engelli bir kadınla tanıştım. Bana rehabilitasyon merkezlerinin olduğunu  bunlardan birine gidip eğitim alabileceğimi söyledi. Bunlar devlet kurumları biri İstanbul biri Ankara olmak üzere iki kurum. Görme engellileri eğitip hayata hazırlayan kurumlar hemen başvurdum.

“Rehabilitasyon merkezine kabul edildim”

Ankara’dakine kabul edildim. Benim için çok heyecanlı bir bekleyişti. Nasıl bir yerdi, nasıl insanlar vardı bilmiyordum, biraz korkuyordum. 16 yaşımdan beri dış dünyayla ilişkim yoktu. Kardeşim gitmeme şiddetle karşı çıktı ama dinlemedim. İyi ki de dinlememişim. Neyse ki beklenen zaman geldi. 2014 yılının mart ayında Ankara’daki rehabilitasyon merkezine gittim. Tam altı ay sürecek bir eğitimdi. Yatılı bir kurumdu.

körler alfabesi öğrenen 2 el
“Rehabilitasyon merkezine gittim”

Türkiye’nin her yerinden gelen on kızla aynı yatakhanede kalacaktım. Heyecanlı ve tedirgindim. İlk günler uyuyamadım ve yemek yiyemedim. Sonra zamanla her şeye alıştım. Oraya gitmekteki amacım bağımsız olarak hareket edebilmekti. Bastonla ilk defa orada tanıştım. Her gün sabırla çalıştık. Hatta akşamları etüt saatlerinde bile bastonumu alıp çalışıyordum. Nöbetçi hoca sordu ‘kızım ne yapıyorsun’ diye ‘etüt hocam’ dedim. ‘Bağımsız hareket dersi de bir ders değil mi’ dedim. ‘Hem de benim için en önemli ders’ diye ekledim. Hoca biraz şaşkın ‘Yirmi yıldır bu kurumdayım, hiç bağımsız hareket dersi etüdü yapan bir kursiyer görmemiştim. Bravo sana’ dedi.

bastonlu bir görme engellinin gölgesi
“Tek başıma markete gittim”

“Tek başıma markete gitmiştim”

Sabırla çalışıyordum. İlk defa tek başıma dışarıya çıkacaktım. Artık buna hazırdım. Tek başıma markete gitmeyi öğrenmiştim. Bütün hoca ve arkadaşlarıma çikolata almıştım. Onları getirip büyük bir gururla onlara dağıttım. Düşünsenize ben tek başıma markete gittim. Bu benim için ulaşılması çok zor bir hayaldi. Yıllar önce bir gün önce babam ve kardeşim sonrada annem evden çıkıp gittiler. Ben oturup arkalarından ağladım. ‘Allah’ım ben de bir gün kapıyı kilitleyip çantamı koluma takıp tek başıma şu kapıdan çıkıp gidebilecek miyim?’ diye saatlerce ağlayan ben, şimdi markete gitmişim hem de tek başıma size mutluluğumu tarif bile edemem. Bunu ancak yaşamak lazım.

Elleri havada, başarmış bir kadın
“Bunu ancak yaşamak lazım”

Bu benim bu gazetede yazdığım ilk yazım. Umarım beğenirsiniz. Ben de yazmaya devam ederim. Amacım kendi yaşadıklarımdan insanların bazen örnek bazen de ibret alması.”

Gülten Türkkan

Yaşadığı zorluklara rağmen, hayattan vazgeçmeyen, ona sıkı sıkı sarılan bu başarılı kardeşimin diğer yazılarını okumak istiyorsanız aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Ona güzel yorumlarınızı bırakmayı unutmayın.

 

Kaynak: deliklicinar.com

camekanS size şunları da öneriyor…

Abone olmak ister misiniz?

Sizi yeni yazılar çıktığında haberdar ederiz.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz

Sanırım bir yanlışlık oldu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz